Mürekkebimiz vicdan, rehberimiz insan
Mürekkebimiz vicdan, rehberimiz insan

25 koca yıl… Başarılarla dolu bir çeyrek asır… 1995 yılının başlarında POSTA ekibi o zamanki adıyla Doğan Medya Center’ın bodrum katında, penceresi bile olmayan, konferans salonundan bozma odada bir araya geldiğinde hiç kimse daha sonra basın tarihine geçecek bir gazetenin hazırlandığını tahmin etmiyordu. POSTA, herkesin kolaylıkla okuyabileceği, anlaşılır, haberin uzun uzun metinlerle değil kısa spotlarla yazıldığı 12 sayfalık bir formatta 23 Ocak 1995’te çıktı piyasaya. Rakiplerine göre daha hesaplı bir fiyatı vardı. Bu, hem satış stratejisiydi hem de herkes gazeteye daha kolay ulaşsın ve okuma alışkanlığı artsın diye düşünülmüş bir plandı. İlk genel yayın yönetmenimiz Mehmet Y. Yılmaz’ın liderliğinde neredeyse tamamı gençlerden oluşan bir ekiple çıkmıştık yola. Elbette aramızda bize tecrübeleriyle yön veren usta gazeteci ağabeylerimiz, ablalarımız vardı. Onların bilgilerinden faydalanıyorduk ama tabiri caizse ‘zıpır‘ bir gazete yapıyorduk. Okuyucunun bizdeki bu zıpırlığı fark etmesi çok da zaman almadı. Okuyucuyu, anlaşılması zor metinlere boğmuyorduk. Politikayı, dünya haberlerini diğer gazetelerin verdiği miktarda veriyor, ama yazıları kısa tutarak, özünü yazıyorduk. Dünyanın en zor işi kısa haber yazmaktır. Hiçbir ayrıntıyı kaçırmadan birkaç cümlede tüm haberi verebilmek gerçekten maharet isteyen bir iştir. Çok çalışıyorduk, kendimizi geliştiriyorduk. Başlıklarımızla fark yaratıyorduk. Yıllardır okuyucunun “Ne diyor bu yahu?” diye sorduğu gazetecilik kalıplarını yıkıyor, kimsenin atmaya cesaret edemediği manşetleri atıyorduk.

Bir gazetenin başarısı, okuyucunun takdirine bağlıdır. Okuyucu sizi benimsememişse, isterseniz dünyanın en yetenekli, en bilgili ekibiyle, yine dünyanın en iyi gazetesini yapın, hiçbir işe yaramaz. Okuyucunun benimsemesi ise öyle ya da böyle mutlaka satış rakamlarına yansır. POSTA, daha çıktığı ilk yıl Türkiye’nin en çok satan gazetesi olmayı başardı. Okuyucu sayımız her gün biraz daha arttı ve milyon barajını yıktı. Bir dönem, bütün gazeteler promosyon sarmalına girdiğinde de POSTA okuyucusuna kuponla hiçbir şey vermeden yakaladı bu tirajları. Sadece haber veriyorduk ve okuyucumuz bizi çok seviyordu. Nitekim daha sonra yapılan en sevilen markalar araştırmalarında da POSTA hep “En Sevilen Gazete” seçildi. Biz bu ülkenin insanları için gazete yapıyorduk ve onlar da bunu anlıyordu. İkinci genel yayın yönetmenimiz Rıfat Ababay’ın dediği bir sözü kendimize şiar edinmiştik. O bize, “Annenizin anlamayacağı haberi gazeteye koymayın. Bırakın haber atlayalım. Okuyucu anlamadıktan sonra o haberin hiçbir kıymeti yok” derdi. Aynen öyle yaptık. Annemizin anlamayacağı haberi gazetemize koymadık. POSTA’yı meslektaşlarımız beğensin diye değil, okuyucuları beğensin diye yaptık.

Fanatik ve Radikal

Genç ama müthiş bir ekip olduğumuzu belirttim ya gerçekten öyleydik. POSTA, kendi bünyesinden iki gazete daha yarattı. Fanatik ve Radikal… O dönemki spor müdürümüz Necil Ülgen, POSTA’dan aldığı cesaretle Fanatik gazetesini çıkardı. Kısa sürede Türkiye’nin en çok satan spor gazetesi oldu. Genel Yayın yönetmenimiz Mehmet Y. Yılmaz POSTA’daki bayrağı Rıfat Ababay’a devredip Radikal’i çıkardı. Fikir gazeteciliğinde Radikal ile birlikte bir çığır açıldı. Her iki gazetenin de temelinde POSTA’nın ruhu ve genç ekibi yatar. Bugün belki Radikal yok ama Fanatik yoluna devam ediyor.

Bulmaca ve sağlık

5fc4e19266a97c1d40d4f1ed

Birçok ilke imza attık. Bir dönem her gün ayrı bir ek verdik örneğin. Günlük bulmaca ekini gazetecilik dünyasına biz soktuk. İlk kez her gün yayınlanan sağlık sayfası yaptık. Bu gelenekleri halen sürdürüyoruz. En iyi bulmaca ekini, en iyi sağlık sayfasını yapmaya devam ediyoruz. Magazin haberlerine tam sayfa ayıran ilk gazete olduk. Taşra gazetesi, şehir gazetesi farkını da ilk biz ortadan kaldırdık. Baskı saatlerimizi zorlayıp uzak illerde oturanların da son haberleri almasını sağladık. Hafta sonu eklerimizle, bölge eklerimizle şehirlerin nabzını tuttuk, tutmaya devam ediyoruz. Röportajlarımızla sosyal medyada gündem oluyoruz. 2013-2019 arası tam beş kez yılın manşeti POSTA’dan seçildi. Her yıl ilk 10 manşetin içine en az üç manşetimizi sokuyoruz.

Posta ruhu

Bu satırların yazarı, yani ben 25 yıllık POSTA’da, 25 yıldır çalışıyorum. Çiçeği burnunda bir gazeteci olarak girdiğim bu okulun artık tecrübeli öğretmeniyim. Yeni ve genç arkadaşlara POSTA’nın ruhunu aşılamaya çalışıyorum. İnsana ve vicdana endeksli bir gazeteciliğin var olabileceğini, üstelik bu anlayışın başarıyı getireceğini anlatıyorum. İnançlara, düşüncelere, etnik kökenlere saygı duyarak, hiç kimseyi ötekileştirmeden herkese eşit mesafede durmanın, en önemli gazetecilik ilkesi olduğunu hatırlatıyorum. Değişmez kuralımızın Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’e ve onun ilkelerine bağlılığımız olduğunu belletiyorum. Kadınlara, çocuklara ve hayvanlara gazetemizin her zaman pozitif ayrımcılık yaptığını aktarıyorum.

Mehmet Y. Yılmaz ve Rıfat Ababay’dan sonra genel yayın yönetmenliği bayrağını devralan Emre İskeçeli önderliğinde bugün de aynı ruhla çalışmaya devam ediyoruz. Her sabah, okuyucumuz için en iyi gazeteyi yapma şiarıyla bilgisayarlarımızın başına oturuyor, konuşuyor, tartışıyor ve sonunda keyifle okuyacağınız bir gazete ortaya çıkarıyoruz. Zaman içinde eksildik, son olarak gazetemizin can damarı Elif Yılmaz’ı emekli ettik. Kurucu ekipten bugüne kalan birkaç kişiyiz. Ama dedim ya, yeni gelen herkes POSTA ruhuna çabucak adapte oluyor ve sanki yıllardır bu gazetede çalışıyormuş gibi davranıyor.

Şimdi sıra geldi teşekkür faslına… Bizi yıllardır baş tacı eden okurlarımıza… Bir gazetenin yaşaması için en fazla gereksinim duyduğu ilanları sağlayan iş dünyasına… Bizimle birlikte çalışan reklam ajanslarına… Dağıtımcımıza, baş bayilerimize, bayilerimize, her köşedeki satış noktalarımıza… Ve elbette bu gazetenin kurulduğu günden beri bize azıcık bile olsa emeğini veren gelmiş, geçmiş, ve halen devam eden tüm çalışanlarımıza teşekkür ediyoruz… Türkiye’yi ve insanları çok seviyoruz…

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here